Zeki Demirkubuz Ve Yazgı

İzlediniz mi Zeki Demirkubuz‘un Yazgı filmini? Ya da şöyle sorayım; okudunuz mu Albert Camus’un Yabancı adlı romanını? Bir romanın katlediliş öyküsü bu film. Önemli cümlelerin birebir (ç)alıntı yapıldığı, telif hakkı korkusundan filmin son bölümünde saçmalıkların kol gezdiği bir film olmuş. Oysaki ben Zeki bey’in bazı filmlerini beğeni ile  izlemiş bir filmkoliğim. Mesela İtiraf,Üçüncü sayfa ve Kader filmleri oldukça başarılı olmasına rağmen Yazgı filminde son derece başarısız buldum kendisini. Yönetmenliğin kötü olması bir yana başrol için seçilen oyuncunun yetersizliği de bir o kadar kötü etkilemiş filmi.

Sanıyorum ısrarla “Yabancı” romanından yola çıkarak bir film yapılmak istenmiş ama telif hakları yasasından mıdır nedir konu ilerledikçe Türk motiflerine bürünmüş olan film vurucu olacağı ümit edilerek çekilmiş son sahnelerdeki savcı ile görüşme bölümünde sıkıcılık tepe noktaya ulaşmış. Vurdumduymaz bir adam ancak bu kadar vurdumduymaz bir şekilde ifade edilebilirdi sanırım. Yer yer romandan (ç)alınan cümleler ile süslenmeye çalışılsa da yetersiz ve sıkıcı diyaloglar sona yaklaştıkça zorla izletiyor filmi.

Bu yazıyı yazmadan önce haksızlık olmasın diye kendi internet sitesinden araştırdım Zeki Demirkubuz’u. Siyasal görüşü sebebiyle bir dönem hapis yatan Zeki Bey o günlerinde bolca kitap okumuş. Dostoyevski ve diğer önemli yazarların kitaplarını okuyarak sanırım ilerde çekmeyi hayal ettiği filmlere senaryo temelleri hazırlamış. Cezasını çektikten sonra üniversite de bilişim fakültesinde sinema bölümünde okumuş ve yönetmen asistanlığından sonra kendi yazdığı senaryoları çekmek üzere piyasaya salmış kendini. Hatta bir filmde hem yazarım hem oynarım şeklinde bir iddiada bulunmuş. Ne derece başarılı olmuş o da ayrı bir yazı konusu elbette.

Sonuç olarak benim diyeceğim şu ki; bir film çekmek uğruna gerçek anlamda sanat eseri olmuş, hatta nobel ödülü almış eserleri hırpalamamak lazım. Varolan dan yola çıkmak yerine sıfırdan bir şey üretip yapılmış eserleri bozmamak gerekir.

A.Kgil

Comments (2)

UniqueHaziran 30th, 2010 at 01:55

Görüşlerinizin bir kısmına katılıyorum. Zeki Demirkubuz bazı filmlerinde vasatın üzerine çıkamadığı olmuştur fakat birde olumlu yönden bakacak olursak gerçekten realist sinemanın şu anda Türkiye’de varolan 2-3 sinema yönetmeninden birisidir ve gerçekten başarılı olduğu filmleri var sizinde bahsettiğiniz gibi, masumiyet, kader gibi… Türk sinemasının komedi ve duygusallık üzerine kurulu filmleri, buzdolabından çıkarılan yemekler gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze konulmasından sinema takipçileri adına sıkıldık. Bu tarz realizm adına sanat yapmaya çalışan kişilere bir şekilde destek verilmesi taraftarıyım. Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan gibi realist sinema yönetmenlerinin kendilerine rus edebiyatından ekol aldıkları doğrudur ve kendileride bunları belirtmektedir fakat ara ara dengeyi kuramadıkları olmaktadır her işte olduğu gibi bu işte tecrübe işidir ve yaşları genç yönetmenlerdir. Mesala Nuri Bilge Ceylanın 3 Maymun bence vasat bir filmdi zannederim gâyesi para kazanmaktı. Umarım kalite çizgilerini bozmadan Türk sinemasının eksik kalan yanını doldururlar.
Yazınız için teşekkür ederim.

aysun1970Temmuz 8th, 2010 at 08:56

Kısmen de olsa fikirlerime katılan birinden yorum almak beni çok memnun etti. Zaman için de genç yönetmenlerin kendilerini geliştirebilmeleri dilekleriyle diyelim o halde. Sevgiler.

Leave a comment

Your comment